Yazar: Erdal Kaplanseren

Devamını oku

Çocuklar Gibi

Hepimiz bir zamanlar çocuktuk. Kimimiz çocukluğumuzu olması gerektiği gibi, oyunlara doyarak geçirdik, kimimizin içinde bir parça ukte kaldı. Fakat kesin bir şey var ki, asla bırakmıyoruz çocuklar gibi olmayı. Bir yanımız çocuk kalıyor ve ne […]

Devamını oku

Bisiklet Dengesi

Amsterdam’ın kenar semtlerinde caddelerin arasında uzanan kanallar, yerlerini sırayla dizilmiş ağaçlara ve yeşil bir örtüye bırakıyor. Şehrin değişmez görüntülerinden birini buralarda da görüyoruz: Her ağaca, korkuluğa veya direğe bağlanmış bisikletler. Yanyana park edilmiş pek çok […]

Devamını oku

San Francisco Sokaklarında

San Francisco’nun en önemli simgelerinden biri olan “cable car”lar, engebeli sokakların ve caddelerin vazgeçilmezi. Neredeyse şehir kadar eski olan bu toplu taşıma araçları, adeta yerdeki teleferikler gibi. Sürekli hareket eden bir kabloya bağlı olarak sabit […]

Devamını oku

Hatıralar gökyüzü gibi, gitmiyor üzerimizden

Sade bir yaşanmışlık, kazara “anı” olacakken hani, çok zaman sonra anlarsınız bunun bir “hatıra” olduğunu. Ne zaman hatıra oluverir, ne zaman gelir, ne zaman belirir? Bir anıdan hatıra devşirebilir misiniz? Veya şöyle sorayım; geçmişinizden bir […]

Devamını oku

Kaldırımda Yürümek

Modern şehirlerin kaldırımları, binaları gibi eksik ruhlu. Eskiliği korunmuş şehirlerin kaldırımları ise sizlere hikayeler sunar. O kaldırımlarda elleriniz cepte, bir şarkı tutturup adımlarınızı kolaylaştırabilirsiniz. İstanbul’un kaldırımları genellikle dar, hasarlı, gereğinden yüksek, ayrıca otomobil ve dükkanların […]

Devamını oku

Kadınlar Seyredilişlerini Seyrederler

John Berger, bir yazısında erkeklerin davrandıkları gibi, kadınların ise göründükleri gibi olduklarını ifade ediyor. Berger’ın şu sözü ise yazının en can alıcı kısmını oluşturuyor: “Erkekler kadınları seyrederler. Kadınlarsa seyredilişlerini seyrederler.” Dünyanın önde gelen sanat eleştirmeni […]

Devamını oku

Şehirde Bir Yeşil

New York’ta, gökdelenleri ve görkemli binalarıyla ünlü Manhattan’ın göbeğinde 3.6 km²’lik bir bir doğal alan var. Dünyaca meşhur Central Park’ın varlığı, modern şehirle yeşilin yanyana durabildiğinin kanıtı. 7. Cadde’den, yüksek binaların arasından yürüyüp Central Park […]

Devamını oku

Sessiz Tren İstasyonları

Havaalanlarındaki, otogarlardaki, vapur iskelelerindeki karmaşa ve gürültü nedense tren istasyonlarında yok. Merkez istasyonları, bir şehrin benim için önemini artıran unsurlardan biri. Bazı küçük şehirlerin, kendilerinden hiç beklenmeyecek şekilde büyük ve gösterişli garlara sahip olduğu bilgisini […]

Devamını oku

Yaza Elveda

Benim için vedalaşması en zor mevsim yaz. Yazları insan daha özgürdür. Dışarıda olmanın aşırı sıcaklar haricinde bir mehsuru olmaz. Çimlere uzanıp, ağaç dalları arasından süzülen dik güneş ışınlarını seyredebilirsiniz. Deniz, gökyüzü, bulutlar yazları bir başka […]

Devamını oku

Başka Dilde Aşk

Hangi dilde söylenirse söylensin, hangi alfabeyle yazılırsa yazılsın aşk çok güzel. Duygusunu yüklenmiş kelimelerden. Amerikan kaynaklı Pop Art akımının öncülerinden Robert Indiana’nın Love adlı heykeli örneğin… Bir heykel; çünkü aşkı, kendi dilinde en güzel anlatan […]

Devamını oku

Vapurdaki Yabancı

Kalabalık şehirde yaşamanın sağladığı olanaklardan biri, herhangi bir zamanda, kolayca kaybolabilmenizdir. Kendinizi kolayca unutturabilirsiniz. Pek az insan bunu fark eder ve bu fark edişin tasası pek de uzun sürmez. Eskisi kadar ortalıkla görünmemeniz ilk zamanlar […]

Devamını oku

Steve Jobs’un Isırık Aldığı Elma

Ünlü İngiliz matematikçi Alan Turing, 2. Dünya Savaşı’nda Alman’ların “Wehrmacht Enigma” adlı meşhur şifreleme makinesinin çalışma prensibini çözümleyerek tarihe geçmiş bir bilim adamı. Savaş tarihçilerine göre, Turing’in yönettiği Bletchley Park enstitüsünün bu başarısı sayesinde savaş […]

Devamını oku

Karadeniz Hırçın Kız

Geçtiğimiz günlerde yolum Rize’ye düştü. Sel felaketinden 2 gün sonra oradaydım. Selin izlerini yollarda, dere kenarlarında ve Karadeniz kıyısında görmek mümkündü. Konuştuğum yöre insanları, Doğu Karadeniz’in daima yoğun yağışlı olduğunu; sel afetlerinin son yıllarda sıklaşmasının, […]

Devamını oku

Bazı Yazlar Uzaktan Geçer

İki gün önce, Amsterdam’da bir otobüsün camına yaslanmış giderken, cadde üstündeki kafede elinde fincanla duran kızı gördüm. Sol eliyle kahve fincanını tutuyor, sağ elini yüzüne destek yapmış, boşlukta bir şeye gülümsüyordu. “Bekliyorsun ama gelmeyecek. Üstelik […]

Devamını oku

Aynı Vagonda

Tren yolculuklarında mesafe uzadıkça, yolcular arasında tanışma ve sohbet etme ihtiyacı da artıyor. Belçika’nın refah seviyesi en yüksek şehri Antwerp’ten, aynı zamanda Avrupa Birliği’nin de başkenti olan Brüksel’e giderken, aradaki mesafe çok kısa olsa da […]

Devamını oku

Herkes Farklı Bekler

Bu fotoğrafı geçen hafta Paris’te, Gare du Nord’un hemen karşısındaki bir kafede otururken çektim. Görüntülemek için herhangi bir çaba sarf etmem gerekmedi. Çünkü kare öylece duruyordu karşımda. Yarı boyunda bir valizle bekleyen durgun bir kadın… […]

Devamını oku

Beden Dili

Dans, bedenin şarkı söylemesidir. Bazen yüksek sesle, bazen fısıldayarak. Coşkulu veya hüzünlü. Gözleri, dili, yüzdeki ifadeyi tamamlar beden. Bir insana sadece dilinizle “gitme” demeniz yetmeyecektir. Kollarınız, göğsünüz, diziniz, başınız da “gitme!” diye haykırmalı. Kusursuz bir […]

Devamını oku

Sonsuzluğun Zıttı Unutulmaktır

Onunla birlikteyken, konuşurken, gülerken ve gündelik hayatı yaşarken de unutulabilirsiniz. Unutulmanın mesafeyle bir ilgisi yok. Mesele fiziksel uzaklık değil ki zaten. Başka bir uzaklık. Sonra sonra fark edilen bir uzaklık. Sonsuzluğun zıttı unutulmaktır. Haziran 2011 […]

Devamını oku

Beklemenin Resminin Fotoğrafı

Bu kafede, dışarıdaki iki kişilik masada uzun süre bekledi. Onun artık gelmeyeceğinden emin olduğu anda kalkıp gitti. Bir insan bazen giderken yüzünden bir parça, bir bakış bırakıyor. Üstelik o kafede bıraktığı şey, bir yüzden ibaret […]

Devamını oku

Gülümseyişlerin En Güzeli

Hiçbir şey beni, bir çocuğun gülümseyişi kadar mutlu edemez. Gülen bir çocuğun yüzündeki aydınlık, o coşkulu bakış için çok büyük şeyler gerekmiyor. Büyüdükçe daha zor mutlu oluyoruz. Ve bizi mutlu eden herhangi bir şeyin ömrü […]