Yazar: Erdal Kaplanseren

Sana gidiyorum demeye geldim

Sana gidiyorum demeye geldim. Gözyaşların faydasız. Verlaine’in güzelce dediği gibi, pis ayazda. Sana gidiyorum demeye geldim. Eski günler aklına geliyor, ağlıyorsun. Şimdi elveda vakti geldiğinde, bembeyazsın ve nefessiz. Evet pişmanım, sana gidiyorum dediğim için. Evet seviyordum seni evet, ama… Sana […]

Fotoğraf çekmek

Fotoğrafa ilgim çocukluk yaşlarımda başladı. Bir fotoğrafın izini sürmeyi, görüntünün içindeki hikayeleri, parmak izlerini, ipuçlarını, sırları çözmeye başlayalı çok uzun zaman oldu. Fotoğraf çekmek ise apayrı bir dünya sunuyor. Çekerken tek kişilik bir şey. O […]

Devamını oku

Arz-ı Dîdar

Sandıkta duran besteleri kaydetmenin zamanı geçiyor. Yenilerini yapmak için eskilerden gözüme çarpanları ayıklamalıyım. Bunun için elbette müzik çalışmaya düzenli vakit ayırmam gerekiyor. Hafta sonu uzun zamandan sonra bir başlangıç yaptım. Özkan ve Halkım’la dostluğum 15 […]

Devamını oku

Futbolcu kartları, tanrının eli, Meksika dalgası

Çocukluğumda hatırladığım en güzel detaylardan biri de, futbola olan düşkünlüğümle ilgili. Futbolcu kartlarını biriktirir, diğer çocuklarla oynar, koleksiyonlar yapar, defterlere yapıştırırdım. Çocukluğumun malvarlığıydı oyuncu kartları. O dönemde, yani 80’lerin ortalarından, 90’ların başlarına kadar geçen zamanda […]

Devamını oku

Bir şarkı yapmak

Geçen sene bu zamanlarda, uzaklardaki kadim dostum Ufuk’a birkaç bestemi göndermiştim. Küçücük bir melodi kırıntısından harikalar yaratabilecek güçte bir müzik bilgesi Ufuk. Dün gece dışarıdayken bir mesaj aldım ondan. Sürpriz bir e-posta attığını söylüyordu. Hemen […]

Devamını oku

Café Müller’i izlerken

Ne zaman bir kafede tamamen boş sandalyeler görsem, Pina Bausch’un Café Müller’ini hatırlıyorum. Derin bir hüzünle… Pina Bausch, dans tiyatrosunun annesi. 2 sene önce aramızdan ayrıldı. Kareografileri arasında, ölümüne dek sahnesinde yer aldığı tek eser […]

Devamını oku

İki masum çocuk katlediliyor

Bu ülkeyi yönetenlerden, bu yönetimi seçen çoğunluktan elbette sanat konusunda bir duyarlılık, bir anlayış beklemiyorum. Papağan gibi sayıkladıkları “hukuk devleti”nin lafta olduğunu da görüyoruz her gün. Onlar ister ve uygulanır. Emir vermelerine bile gerek yoktur. […]

Devamını oku

García Lorca’nın ruhu

Şairlerin ölümü çoğunlukla hayatları gibi oluyor. Bazıları ölümü şiirinde yaşatıyor. Lorca onlardan biri. Federico García Lorca. Hayatı 36 yıl coşkuyla yaşadı. Şiirinde bir portakalın turuncu tadını, bahçelerin güneşli kuş seslerini, aşkın ölümle kolkola gezmelerini okursunuz. […]

Devamını oku

Bir çiçek dükkanım olsa

Sevdiği işi yapan insanları hep şanslı bulmuşumdur. Ben de onlardan biriyim. 19 yaşımdan beri gazetecilik mesleğinin içindeyim. Hayatımı yazarak ve yayın yöneterek kazandım. Başka bir mesleğe sahip olmayı hiç düşünmedim. En azından şimdiye kadar 🙂 […]

Devamını oku

Görkemli apartman merdivenlerini severim

Şehir hayatını seviyorum. Sevdiğim şehirlerin ortak yanlarından biri, görkemli apartmanlara sahip olmaları. Yüksek tavanlı, geniş bir girişe sahip, gösterişli merdivenlerle çıkılan apartmanlar… Asansörleri de eski tip, ahşap oluyor genelde. İstanbul’da Teşvikiye-Nişantaşı semtlerinde bu apartmanlardan çokça […]

Nasıl UFO uzmanı oldum?

Bir süre önce, periyodik “Google’da kendini arama” etkinliği esnasında, Sirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi’nin “Yayın Kurulu”nda ve UFO Gerçeği programının “TV Ekibinde” olduğumu öğrendim. Şaka etmiyorum. İsim benzerliği de değil. Zira sahip olduğu isim soyad ikilisine […]

Devamını oku

Özlemek ve Unutmak

Önce yürüyüşünü unutursun. Sonra duruşunu. Ardından bakışlarını. Derken yüzünü, gülüşünü. Kokusunu unuttuğunu çok sonra fark edersin. En son sesini unutursun. Acı dolu birer iniltiye dönüşür her biri.  Sevdiği birinin yüzünü, sesini, yürüyüşünü, duruşunu, kokusunu, bakışlarını […]

Devamını oku

Balıklar ve karıncalar

Sular yükselince balıklar karıncaları yer. Sular çekilince de karıncalar balıkları. Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmesin. Kimin kimi yiyeceğine suyun yüksekliği karar veriyor.

Devamını oku

Père Lachaise

Bir şehrin tarihini anlamak istiyorsanız, müzelerini gezmeniz yetmeyecektir. Şehrin en büyük ve ünlü mezarlığını ziyaret edin. Adalar arasında dolaşın. Mezar taşlarına, görkemli heykellere, yazılara bakın. Çok şey anlatacağından şüpheniz olmasın. Paris’te, Père Lachaise Mezarlığı’nın arnavut […]

Devamını oku

Hey Tamburi Efendi

Uyandım, yatakta tavanı seyrediyorum. Ellerimi başımın altında kavuşturdum. Şimdi fark ettim, avizenin üç lambasından sadece birinin yandığını. Diğer ikisi ne zaman bozuldu kim bilir. Uyandım ama hâlâ uzanıyorum. Bugün doğum günüm. Her yıl 20 Ekim’de […]

Devamını oku

Bir kitabı yeniden yazmak

Az önce, geçen hafta bir sahaftan sipariş ettiğim Edip Cansever kitabı geldi. Mümkün olduğunca eski basımları sahaflardan topluyorum. Cansever’in pek çok kitabının ilk basımlarını edindim. Fotoğrafta gördüğünüz kitap, toplu şiirlerden Yerçekimli Karanfil’in giriş sayfası. Fotoğrafta […]

Hatıralar gökyüzü gibi, gitmiyor üzerimizden

Sade bir yaşanmışlık, kazara “anı” olacakken hani, çok zaman sonra anlarsınız bunun bir “hatıra” olduğunu. Ne zaman hatıra oluverir, ne zaman gelir, ne zaman belirir? Bir anıdan hatıra devşirebilir misiniz? Veya şöyle sorayım; geçmişinizden bir parçayı hatıra defterinize yazdıran nedir? Zaman mı sadece? O yaşanmışlığın izlerinin ansızın ortaya çıkması, yerini belli etmesi olabilir mi? Belki de hatırlamak. Yaşadınız, geçti (geçti sandınız veyahut) sonra ansızın içinizde zaman ayarlı bombalar patladı. Bazı hatıralar kendini çok zaman sonra belli eder. Aklınıza getirmediğiniz -atlattığınızı sandığınız her ne ise- bir zaman sonra bir yerlerden çıkıp gelir ya… Uzak bir yere bıraktığınız (bırakmak zorunda kaldığınız) kedinizin sizi bulması gibidir. Hatıralar da gelip sizi bulur. Korkmayın onlardan. Çünkü size aitler.
Bazı yaralar yıllar sonra kendini belli eder. Çok çok yıllar sonra. Bazı yaraları ise ilk açıldığında anlarsınız; ömrünüzün sonuna kadar sızlayacaktır, izi kalacaktır. Kendine en az birkaç hatıralık yer ayırmıştır. Bundan eminsinizdir.

Devamını oku

Dur ihtarına hoşçakalla karşılık vermek

Kısa süre önce,  yakın bir dostum, âşık olduğu kadının “gidiyorum” sözüne “gidene dur denmez” karşılığını verdi. Ve o kadın, söylediğini yaparak gitti. Âşık olduğunuz insan “gidiyorum” dediğinde, kalmasını istiyorsanız, gururu bir kenara bırakıp dur deyin, […]