İnsan en çok sevildiğini, özlendiğini, âşık olunduğunu duymaya ihtiyaç duyuyor galiba. Bir beklenti duygusu ziyaret edip duruyor, belli zamanlarda. Güzel sözler hep yerine getiricidir. Cemal Süreya’nın bir şiirinde dediği gibi, “aşklar da bakım istiyor” elbet.

Sevildiğini bilen insan bunu neden duymak ister ısrarla? Bilhassa kadınlar önemser bunu. Ne kadar zaman geçse de, her hallerinden bilseler de isterler duymayı. “Seni seviyorum”un türleri olduğunu bilirler. Kadınlar çok daha iyi görür sözcüklerle. Belki de yazarların çoğu erkek. Fakat kadınlar kadar iyi okuyamaz erkekler, sözcüklerin şifrelerini onlardan iyi çözemezler. Bu yüzden erkeklerin söylerken farkına varmadıklarını, onlardan önce bilir sezgileri güçlü kadınlar.

Bir kadın sevildiğini, özlendiğini, dolu dizgin aşık olunduğunu neden duymak ister defalarca? Bence bunun iki önemli sebebi var. İlki kadınların sözcükleri okuma becerisinde saklı. Her bir sesin tonlanışındaki armoniyi, insan kulağının duymakta zorlanacağı frekansları kalbiyle duyar kadın. Seni seviyorumun, seni çok özledimin, aşığım sananın ne kadar derinlerden söylendiğini, öncekilerden farkını anlar. Kadının zihninin bir yerinde tuttuğu bir zaman çizelgesi vardır. Bu çizelgenin farklı noktalarına koyar aşkının iniş çıkışlarını. Görülmez işaretler vardır. Erkeklerin (ve benim de) anlam veremeyeceği, kavramsal olarak bir yere koyamayacağı işaretler… Davranışlardan ve en çok da sözcüklerden toplarlar o delilleri, her biri özenle zaman çizelgesinde alır yerini.

Söylemelerin bir diğer sebebi -belki de sonucu demeliyim-, kadının içinde gizli. Kadınların hisler konusundaki ustalığı sadece erkeklerle ilgili değil elbet. Kendi hislerinin de ustasıdır kadınlar. Bir saat tamircisi gibidirler bu bakımdan. Seni seviyorumun, seni çok özledimin, aşığım sananın sonuçlarını, ruhundaki yansımasını, yankısını bilirler. O eski heyecanı kim duyumsamak istemez her defasında! İlk dokunuşlardaki o kendini ölecek gibi hissetme hâlini yıllar sonra da yaşamak mümkün müdür? Bunu da işaretler kadın, o uzun zaman çizelgesinde. Bir tane adam için, bir tane kendisi için.

Ona söylemenin, basit bir mutluluk, olağan bir romantizmden çok daha fazlası olduğunu bilen erkekler asla geçiştirmezler bu ritüeli. Her zamanki gibi sevilmek istemez kadınlar. Her defasında farklı renklerle, farklı seslerle sevilmek isterler ve her öpüşmede bir başka koku ve tat ararlar. Binlerce seni seviyorum, seni özledim, aşığım sananın arasındaki farkı anlayabilirler. Bu yüzden bir erkek, içinden gelmeyecekse hiç söylemesin daha iyi. Bu sayede sadece bir defa kırmış olur.