Kategori: Genel

Hatıralar gökyüzü gibi, gitmiyor üzerimizden

Sade bir yaşanmışlık, kazara “anı” olacakken hani, çok zaman sonra anlarsınız bunun bir “hatıra” olduğunu. Ne zaman hatıra oluverir, ne zaman gelir, ne zaman belirir? Bir anıdan hatıra devşirebilir misiniz? Veya şöyle sorayım; geçmişinizden bir parçayı hatıra defterinize yazdıran nedir? Zaman mı sadece? O yaşanmışlığın izlerinin ansızın ortaya çıkması, yerini belli etmesi olabilir mi? Belki de hatırlamak. Yaşadınız, geçti (geçti sandınız veyahut) sonra ansızın içinizde zaman ayarlı bombalar patladı. Bazı hatıralar kendini çok zaman sonra belli eder. Aklınıza getirmediğiniz -atlattığınızı sandığınız her ne ise- bir zaman sonra bir yerlerden çıkıp gelir ya… Uzak bir yere bıraktığınız (bırakmak zorunda kaldığınız) kedinizin sizi bulması gibidir. Hatıralar da gelip sizi bulur. Korkmayın onlardan. Çünkü size aitler.
Bazı yaralar yıllar sonra kendini belli eder. Çok çok yıllar sonra. Bazı yaraları ise ilk açıldığında anlarsınız; ömrünüzün sonuna kadar sızlayacaktır, izi kalacaktır. Kendine en az birkaç hatıralık yer ayırmıştır. Bundan eminsinizdir.

Devamını oku

Dur ihtarına hoşçakalla karşılık vermek

Kısa süre önce,  yakın bir dostum, âşık olduğu kadının “gidiyorum” sözüne “gidene dur denmez” karşılığını verdi. Ve o kadın, söylediğini yaparak gitti. Âşık olduğunuz insan “gidiyorum” dediğinde, kalmasını istiyorsanız, gururu bir kenara bırakıp dur deyin, […]

Devamını oku

Konuşmalar, susmalar

Konuşan ama aslında durmaksızın susan insanlar tanıyorum. Anlatıyor, gülüyor, gayet mutlu görünüyor. Onun bakışlarını dinlediğimde (kalbini dinler gibi ama!), esasında ne denli suskun ve dalgın olduğunu anlayabiliyorum. Konuşurken aslında susuyor, gülümserken aslında dalıyor. Görüyorum, şahit oluyorum […]

Devamını oku

Pigalle ve Serge Gainsbourg

Bazı şehirlere bazı mevsimler ve o mevsimlerin hakim renkleri pek yakışır. Paris benim için sonbaharın ve haliyle sarının şehri. Farklı bir mevsimde bu şehre gitmemiş olmamın bunda etkisi var mı bilmiyorum ama aklımda canlanan fotoğraflar […]

Bir şair ne zaman ölür?

Bir şair ne zaman ölür? Şairler ve şiirseverler arasında sıklıkla konu olan bir sorudur. Cevabı bilinmez. Belki de sadece şairin kendisi bilir bu sorunun cevabını. Şairlerin son dönem şiirlerine bakılacak olursa, ölümün ağırlığı hissedilir. Cemal […]

Hayat, hatırladığın kadardır

Hayat, bizler için bir tramvay gezisidir. Genellikle mutlu bir tramvay gezisi. Aslında bu gezinin büyük kısmını, bir yerlere yetişmeye çalışarak geçiriyoruz. O tramvayın penceresinden dışarıya bakmayı, tramvaydaki diğer yolcularla tanışıp sohbet etmeyi ihmal ediyoruz. Bir […]

Devamını oku

Kadınlar ve Kediler Aynı Terk Eder

Binlerce yıl önce, vahşi doğanın içindeki kedi, en güçlü hayvan olarak gördüğü aslanın kudretinden etkilenip onun peşine düşmüş, kendine sahip saymış. Sonra bir gün, avcının biri gelip aslanı vurunca, gücün insanda olduğunu görmüş ve adamla gitmiş. […]

Devamını oku

İlginç bir soyad benzerliği :)

CES salonlarında turlarken, ilginç bulduğum stantlarda uzunca süre vakit geçiriyorum. Çok renkli ve sesli gösteriler sunan stantlar dikkat çekiyor. Bu stantlardan birinde ilginç bir tesadüf gerçekleşti.   Normalde insanların yaka kartlarını pek okumam, fakat algıda […]

Devamını oku

Daha Dün Yirmi Yaşındaydım

Sizin yirmili yaşlarınızda kalan, unuttuğunuz bir şey var mı? Benim var. O yıllardan alacaklıyım. Unuttum, fark etmedim, bilmiyordum… Geri dönüp toplayamazsınız, artık çok uzaklardadır yirmili yaşlar. Evden, kısa süre kaldığımız otel odasından veya iş yerinden […]

Medyamızın seri katil özlemi

Türk medyamızın iflah olmaz bir “seri katil özlemi” var bilmem farkında mısınız? İstiyorlar ki seri katiller çıksın, toplum çalkalansın, korku ve heyecan gırla gitsin. Art arda birkaç cinayet işleyen katilleri seri katil olarak gösterme çabası medyada eski bir hikaye. Özellikle gazeteler ve haftalık haber dergilerinde böyle bir davranış bozukluğu var. “İlk yerli seri katil” başlıklı haberleri anımsayalım…

Medya can atar cinayet hikayelerine. Ülkemizde olmamasını da büyük bir kayıp olarak görür alttan alta. Toplumsal deliliğimizin neden o boyutlara varmadığına hayret eder bu kanlı kalemler. “Türkiye’de neden seri katil yok” sorusunu yöneldirler, toplumsal zekamızı tartarken. Seri cinayetler işlemeyi, insan canını alma ustalığını bir zeka ölçeği olarak kullanırlar. Fakat güncel cinayet olaylarında, katilin bir türlü yakalanamamasında bu zeka göndermesini bulamayız.

Devamını oku

Yeni evde ilk gece

Yeni taşınılmış evdeki ilk gece misafirlik gibidir. Duvarlara yabancısınızdır, pencereden baktığınızda gördükleriniz tanıdık değildir, komşular hakkında hiçbir fikriniz yoktur. Eşyalarla dolu koliler yığılmıştır bir kenara, acil kullanımlık malzemeler çıkarılmıştır sadece. Bir huzursuzluk, bir karmaşa hakimdir. […]

Aşk ve nefret

Arkadaşımla sohbet ederken, konu bir ortak tanıdıktan açıldı, ondan nefret ettiğini söyledi. Ben de arkadaşıma “senin hayatında önemli bir yeri var öyleyse” dedim. Çünkü nefret duyguların şahıdır. Bir insandan nefret etmek, onu hayatının epeyce mühim bir köşesine koymak anlamına geliyor. “Aşk”la karşılaştırmak mümkün. Pek çok zaman birbirlerine bağlanabiliyorlar. Veya bir arada yaşadıkları da oluyor. Bununla birlikte, nefret bence aşktan daha “koyu” bir duygudur. Murathan Mungan’ın “7 Kapılı 40 Oda” kitabında Kan Kalesi adlı hikayeyi okuyanlar, nefretin nasıl derin ve mühim bir his olduğunu hatırlayacaktır.

Devamını oku

Baba, Hadi Denizi Anlat Bana!

Anadolu’nun ücra bir köyünde yaşayan bir baba-oğul… Baba tarlaya çalışmaya gittiğinde, oğlu da onunla gidermiş. Baba çalışırken, oğul geniş dallara sahip bir ağacın gölgesinde tek başına oyun oynar, babasını izler, ona su, ayran filan götürürmüş. […]

Devamını oku

Özel hayattan insan silmek

Hayatın pek çok acı gerçeğini deneyimlemeden bilemiyoruz. Dışarıdan bakanlar için bu yaşam deneyimleri küçük sıyrıklarla atlatılabilecek bir trafik kazası görünümünde olsa da, yaşayan için durum farklıdır. Bir arkadaşınızla kafede buluşursunuz, birer fincan kahve ve birer […]